24 Mayıs 2018 Perşembe

banner41

İŞTE ONLAR, İŞTE BİZ...

21 Ekim 2017, 13:57
Bu makale 474 kez okundu
İŞTE ONLAR, İŞTE BİZ...
Erol Küçükoğlu
Şu sözü her zaman söylerim; "Zengin olmak başka bir şey, zengin yaşamak başka bir şeydir" diye. Dünya'da yok mu böyleleri? 
Ya Türkiye'de? 

Hadi geçtim hepsini Ordu'da? Elbette var...

Kimisi vardır zengindir, ama zengin yaşamayı bilmez. O kadar varlığın içinde sadece yaşadığını sanır. Kimi vardır, varlıklı kadar varlıklı değildir, ama zengin yaşar...

Mesela...

Amerikalı milyarder Warren Buffet, 87 yaşında ve her sabah 06.45'te uyanıyor, ofis öncesi günlük gazetelerini okuyor. Gününün de, yüzde 80'ni yine okuyarak geçiyor. Gece yarısı ise O'na ulaşmak mümkün değil, çünkü çevrimdışı oluyor :)

Bill Gates. O da Amerikalı ve milyarder. Bana göre Dünya'nın varolan en zeki, en akıllı, en teknolojik insanı. Microsoft'un mucidi. Herkes bilir. Sabah uyanır uyanmaz, 1 saat koşu bandında spor yapıyor. Koşarken de, özellikle yurtdışında lisans ve yüksek lisans yapmayı hedefleyen öğrenciler için hazırlanmış olan Teaching Company kurslarını izliyor. Yani adam, hala hem öğretiyor, hem de öğrenmeye çalışıyor...  

Peki, Türkiye'de kaç kişi Facebook kullanıyor? Kaç milyon ya da? İşte herkesin hayatını olan biteniyle döktüğü, istihbaratçılar için de bulunmaz bir hint kumaşı haline gelen, Facebook'un mucidi Mark Zuckerberg de, eğer tüm gece çalışmadıysa sabah saat 08.00 olur olmaz ayakta. Hergün aynı tişörtünü giyiyor, çünkü ne giyeyim diye düşünerek zaman ayırmak O'nun için müsriflik!

Pepsi'yi bilmeyeniniz var mı? Ya İndra Nooyi'yi? İşte O, Pepsi'nin patroniçesi. Şimdi düşünün, İndra Nooyi'nin şirketinde veya ofisinde çalışıyorsunuz. Mesainiz 08.00'de başlıyor belki, ama o her sabah güne  04.00'te başlıyor. Siz daha arabanızda veya otobüste, metroda, taksideyken, O patroniçe saat 07.00'de ofise çoktan varmış oluyor. Sonrası mı? Hadi sıkıysa büyük patrondan sonra işe gelin :) 

Sergey Brin. Siz sabah kalktığınızda gördüğünüz bir rüyanın tabirini bulmak için Google'de gezinip dururken, O milyarder yeni güne sporla başlıyor. Sadece spor ayakkabı giyiyor. Tüm ofisi ve tüm birimlerini sık sık geziyor, toplantılarda yöneticileri kendisine sunum yaparken, O ise yoga yapıyor, tepe aşağı ellerinin üzerinde yürüyor. Parkinson'a yakalanmaktan korktuğu için de günde 2 bardak yeşil çay içiyor. O bunları yaparken kravatlı yöneticileri de O'na rapor veya analiz sunmaya devam ediyor :)

Ve Twitter'in mucidi. Amerikalı yazılım mimarı ve işadamı Jack Dorsey. Siz sabah saat 7-8 gibi uyandığınızda veya kalktığınızda, cep telefonu elinizde kim ne twit atmış diye bakınırken, O ise güne 05.30'da başlıyor. Yine siz twitlere twit atarken veya retweet yaparken, O meditasyon yapıyor, sonrasında açık havada koşuyor ve ofisine gidiyor. 

Mesela, iPhone8 veya 8 plus çıktı. Kendi iPhone 5-6 veya 7 telefonumu acaba değiştirsem mi, diye sabah sabah düşünüp kaşınırken, o markanın patronu olan Steve Jobs, her sabah ayna karşısında meditasyon yapıyor ve kendi kendine soruyor: "Bugün hayatımın son günü olsaydı, az sonra yapacağım işlerden mutluluk duyar mıydım?" diye. İşte bu sorunun cevabını birkaç gün kendi kendine 'hayır' olarak verirse, işte o zaman hemen ofisine gidiyor ve bir yerlerde muhakkak değişiklik yapıyor. Yani, vay o ofiste çalışanların haline :)  

İşte elin zengini ve zengin yaşayanı böyle yapıyor... 

Peki biz ne yapıyoruz? 

80 milyonluk Türkiye'nin adım kadar eminim yüzde 90'ı yeni güne sporla başlamıyor. Meditasyon yapmıyor, kendi kendini sorgulamıyor veya sabahın beşinde kalkıp ofisine gitmiyor. Sabah bir çok insan ekmek, peynir, zeytin, reçel ve çayla kahvaltı yapıyor. Entel takılanlar çay yerine kahve tercih ediyor. Gün boyu boş işlere kafa yorup, asıl kendi işineyse konsantre olamıyor. Türk patronlarsa, gün boyu siyasi gelişmeleri takip ediyor. Arada bir altın, döviz ve petrol fiyatlarına bakıp, hemen banka hesaplarını kontrol ediyor. 

Bunların hiçbirini yapma fırsatı olmayan, ay sonunu nasıl getiriceğim diye gün boyu kara kara düşünüyor.

Sabah sporu mu? Meditasyon da ne la!

5 dakikada hazırlan. Hiçbir şey yemeden, çok nadir ağıza bir poğaça at, evden çık. Eğer geç kaldığını düşünüyorsan ayakkabı bağcıklarını bile bağlama. Otobüs durağında kuyruğa gir. İşe git, günaydın de ki, o da nadirdir. Başla, akşam mesai sonuna kadar koştur. Saat doldu, bir dakika bile kaçırma. Hemen bas kartı veya at imzayı, işten çık yine aynı tempo. 

Yolda gelirken bir telefon: Alo! Gelirken 2 ekmek al...

Eve gel, üst değiş, otur yemek ye. Az lak lak, dizi, sigara, çay veya kahve sonra uyku. Ya akşamcılar? İşten çık, direk meyhaneye git, rakı kadenire gömül. O masada gelecek olan hesap kimin umurunda ki? Şu borcu nasıl ödeyeceğim? Şu açığı nasıl kapatacağım? Evde şimdi yine hanım gev gev edecek diye düşün düşün, kaşın kaşın, efkar dağıt vs. vs... 

Gelelim başa...

Ne dedik?

Zengin olmak başka, zengin yaşamak başka. Zengin yaşamak için ille de banka hesaplarınızda bol sıfırlı rakamlara mı ihtiyacınız var? Elbette hayır. İşte bu sırrı da Kahraman Tazeoğlu açıklamış: "Mutlu olmak herşeye sahip olmak değil, sahip olduğun kadarıyla herşeyi yapabilmektir."

Kendinize iyi davranın...

Zengin olmasanız da, ailenizle, çocuklarınızla, sevdiklerinizle lütfen zengin yaşayın...
    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
e-gazete
  • Ordu'nun İnternet Gazetesi - NET DÜŞÜNCE - 19 Haziran 2017 Manşeti
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV